Gizlediğinizi Zannettiğiniz Şeyler Aslında Görünüyor Olabilir.
Hayatta çoğu insan, yaptıklarını kimsenin fark etmediğini sanarak yaşar. Oysa gerçek şu ki; gizlediğini düşündüğün şeyler çoğu zaman sandığından çok daha açıktır. İnsan doğası gereği gözlemler, fark eder ve küçük işaretleri bir araya getirerek büyük resmi görür. Ama gerçekleri anlayıp gören insanlar bu gördüklerini sessizce uzaktan izlemeyi tercih ederler çünkü gizli gizli iş çevirmeye çalışan insanların bu gizlilik oyununu oynarken nasıl şekilden şekile girdiklerini görmek ve bu insanların gerçek yüzlerinden emin olmak isterler...
Bu insanlar o yöne bakmıyor ise onların sizin yaptıklarınızı görmediği anlamına gelmez, bu insanlar hiç bir şey söylemiyorlarsa hiç bir şeyden haberleri olmadığı anlamına da gelmez...
Birilerinin arkasından iş çeviren ve birilerini aldatmaya çalışan insanlar ancak kendilerini aldatırlar...
Birinin arkasından iş çevirirken, onu kandırdığını düşünürsün. Belki birkaç kelimeyi ustaca seçersin, belki davranışlarını perdelemeye çalışırsın. Ama gözden kaçırdığın bir şey vardır: İnsanların sezgileri. İnsan, her ne kadar bazen görmezden gelmeyi seçse de aslında gerçeği hisseder.
Kendini zeki sanırken başkasını aptal yerine koymak, çoğu zaman insanın kendi aptallığını en çıplak hâliyle ortaya çıkarır. Çünkü zeka yalnızca plan yapmakta değil, aynı zamanda uzun vadede güven ve itibarı koruyabilmekte ölçülür.
Unutmamalı ki ; insanların güvenini kaybettiğinde, elinde kalan tek şey sahte oyunlardır. Ve oyunlar bir gün mutlaka biter. Maskeler düşer, gerçekler görünür, hesaplaşma gelir.
Asıl ustalık gizlemek değil, şeffaf ve dürüst yaşamaktır. Çünkü dürüstlüğün perdesi yoktur; bir kez gösterildiğinde her zaman apaçık ortadadır. Oyun oynayan kazandığını sanır, fakat gerçekte kendi değerini kaybederek en büyük yenilgiyi yaşar...
Hayatını oyun oynayarak yaşayan insanlar hayatları boyunca hep aynı durumlar ile karşı karşıya kalırlar ve hayatları sürekli olarak tehdit ve tedirginlik ile geçer. Çünkü oynanan oyun ve söylenen yalanlar ortaya çıkmasın diye sürekli olarak içsel tedirginlik hali oluşur ve bu tür insanlar açık vermemek için sürekli olarak manipülasyonlar yaparlar...
Oysa ki bilmezler ki en büyük zararı kendilerine vermektedirler.
Bu tür insanlara karşı yapılacak en doğru davranış onların ne yaptığından emin olup daha sonrasında ise bu insanlardan sessizce uzaklaşarak onları kendi hayatlarının pisliğinde yalnız bırakmak olur.
Onlar bunu aslında anlarlar ama anlamazlıktan gelirler çünkü kendileri ile yüzleşmekten kaçarlar.
Düzelmekten kaçarlar...
Çünkü bu durum onların hayatlarında alışılmış bir durum değildir...
Gerçek huzur, sessizlik ve dosdoğru yaşanan hayatlar onlara sıkıcı gelir...
Çünkü bu tür insanlar kaostan beslenirler ve huzurlu ortamlarda dahi çeşitli manipülasyonlar yaparak istedikleri puslu ortamı oluştururlar...
Bu tür insanlar aslında yardım edilmeye muhtaç, ruhsal olarak çöküntü içinde olan, psikolojik tedaviye ihtiyacı olan kişilerdir...
Ama maalesef bu insanlar kendi durumlarını kabul etmezler, yardım etmeye çalışan kişileri görmezden gelerek hatta bu insanların yardım etme çabasını manipülasyonlar ile kendi lehine kullanırlar...
Ve sonuç sürekli değişen arkadaşlık ortamı, sürekli değişen ilişkiler, sürekli değişen iş ortamı ve hatta sektörler, sürekli değişen kurbanlar ve kaybolan zaman...
Bu zavallı insanlar zamanın nasıl geçtiğini anlamadan hayatlarını oyun oynayarak harcarlar ve bir gün her şey geç olduğunda zarar verdikleri insanların kötü enerjilerini üzerlerinde biriktirerek kendilerini yok ederler...
Onların yok oluşları ya ruhsal çöküntü ve hastalıklar ile olur ya da sahip oldukları yaşam ve davranış biçiminin getirdiği sonuçları yaşarlar...
Bu durumun elbette ki kurtuluş yolu var ; Durumu kabul etmek...
Evet bu durumu kabul edip şimdiye kadar nasıl yaşadıysa ne tür hatalar yaptıysa bunların farkına varıp bunların pişmanlığı ile kendine yepyeni ve tertemiz bir hayat kurup dosdoğru bir yaşam sergileyerek gerçek huzura ulaşabilirler...
Hiç bir şey için geç değil...
Önemli olan buna samimi bir şekilde niyet etmek...