Fazla Mütevazılığın Bedeli
Gerçek mütevazılık, kibirsiz olmaktır; kendini yok saymak değil. Işığımızı kısmak yerine paylaşmalı, hak ettiğimiz yerde dimdik durmalıyız. Çünkü saygı, kendini saklayanlara değil, ışığını cesurca yansıtanlara duyulur.
Hayatımız boyunca çoğu zaman çevremizdekilerin kırılmaması, üzülmemesi, kendini eksik hissetmemesi için kendi ışığımızı kısmayı seçeriz. Sessiz kalır, geri planda durur, sahip olduğumuz potansiyeli tam olarak ortaya koymayız. Bunun adına “alçakgönüllülük” deriz. Oysa çoğu kez bu tavır, başkalarının gözünde değersizleşmemize, hatta küçümsenmemize yol açar.
Gerçek şu ki; fazla mütevazılık, değerimizi küçültmez, görünmez kılar. Biz geri çekildikçe, öne çıkanlar kendilerini üstün görmeye başlar. Oysa bizim geri duruşumuz onların daha iyi olduğundan değil, bizim fazla incelik göstermemizdendir.
İnsanın ışığını kısmaması gerekir. Çünkü o ışık sadece bize ait değildir; çevremizi de aydınlatır. Işığını kısan kişi, hem kendine haksızlık eder hem de başkalarına ilham olma fırsatını kaybeder.
Mütevazı olmak, kibirsiz ve dengeli yaşamaktır; ama kendini yok saymak değildir. Hak ettiğimiz yerde durmak, emeğimizin hakkını vermek, kendi ışığımızla var olmak zorundayız. Çünkü gerçek saygı, kendini saklayanlara değil; varlığını hakkıyla ortaya koyanlara duyulur.